O KADAR ÇOK GÖRSEL GÖRMÜŞTÜM Kİ, AĞLIYORDUM.
n on opa st i
-
2012-09-08
-
2012-05-18
-
2012-03-21
dandik avuç içlerim hava karardığında yırtılmak istercesine kaşınıyor. istediğini yapıyorum ama sonra bacağımın en ücrası beynime avuç içinin yerini yalanlayarak sinyaller gönderiyor. ben tüm sinyallere yetişmeye çalışıyorum, ama öyle bir ivme kazanıyor ki nerdeyse sabah ezanını duyacağım diye geriliyorum. nino amcalardaydım. kızının adı elmaydı. elmanın ehlimanalığını çok sonra öğrendim. sabah ezanını duymuştum ve durmaksızın ağlamıştım. şehrin öbür ucundan babam almaya gelmişti. beni şehrin öbür ucundaki evimize bırakıp, şehrin öbür ucundaki işyerine gitmişti. sabah ezanının bittiğini anlayamayacak kadar ağlamıştım. ağladığım yatak daha sonra benim yatağım olacak, depremde sallandığında babannemin delirdiğini düşündürtecek, en sonunda da tuvaletten bozma depoda yer edinecekti ama benim tek düşündüğüm şey sabah ezanıydı. şimdi duvara asabileceğim bir bağlama istemişim çok mu -
→
-
→
-
2012-03-13
-
2012-03-01
-
2012-02-29
evden oldukça uzakta
on altı gibi saçma bi yaştayken
yanlış insanlar mı dokundu yalnızlığına?
yoksa bilmediğin dünyanın cümbüşünde kaybolmak mı istedin?
yıllarca aynı pislik icinde, canının onca yanmasına rağmen
çocukluğunda edindiğin dili kaybetmeden
küfrettin hep sen
tanıdığım en neşeli insandın belki
seni dalgın bakışlarla görmek beni hep korkuturdu
her gördüğümde
daha çökmüs halin
her gördüğümde
artan izlerin
bana verdiğin küpeyi kaybettiğimdekiyle ayniydi hissettiklerim
ben uyuma numarası yapmıştım
sen geldiğinde beni sorup
yanağımdan öpmüştün
ben uyuyordum
yanağım uyuyordu
gözlerimdeki ışıltı,
az daha kapalı göz kapaklarımdan fışkıracaktı
daha fazla zaman geçirmeliydik
böyle apar topar
dudağından eksilmiş bir parça
yanağımdan eksilmiş koca bir öpücük
senden geriye kalansa
en yakın arkadaşı dinazorla beraber
vaadedilenlerden bihaber
şimdi kardan yorganın
yorgan örtmeye alışık değilsin ki sen
-
2012-02-21
-
→







